Mavi Sacli Kiz
Ben yazi yazarim. Sonunu tasarlamadan, hikayeler, denemeler, ne oldugunu bilmedigim bazi seyler. Dis dunyadaki gulen benin aksine biraz pesimist bir derinim var sanirim. Cunku yillardir benden cikan seylerin cogu pek de ic acici olmayan cinsten. Ustelik pek cogu kendimle ilistirmedigim bir halet-i ruhiyede..
Bir yazi yazmistim buraya, dedim ya blogumun bir konusu yok ve sanirim o yazim beni motive etti, izninizle icimden geleni aktarmaya devam ediyorum.
Ve simdi parmaklarim ve ruhumun goturdugu spontane hikaye.. Kisaligini mazur gorun, keza biraz uykum var su saat itibariyle :)
MAVI SACLI KIZ
Farkli olmaliydi. Herkesten, herseyden farkli.. Cocuklugundan beri icine islemis bu dusunceye gore hareket etmisti hep. Oynadigi oyunlar farkli, hobileri farkli, sevdigi seyler farkli, hoslandigi adamlar farkli, yapmasi gerektigi is farkli, davranislari farkli, tepkileri farkli... Oyle kanalize olmustu ki, aykiri oldugunu farkedememisti. Soyleseler bile hosuna giderdi; aykiri da eninde sonunda farkli demek degil miydi?
Oysa hayat "ayni" davraniyordu herkese. Sadece bazilari biraz sansliydi. Hayat adil degil diyenler de kader deyip gecenlerdi. Ya hayatin verdigi olanaklari degerlendiremeyecek kadar aptallar veya kendilerine acimaktan kor olanlardi.
Ben oyle degilim dedi. Ben sadece sanssizim ya da belki de herkes cok ayni oldugu icin kendisini gozlerinde ucubelestirmislerdi. Ama daha ne kadar surecekti bu isyan edis, ustelik tek yaptigi kendisini kandirmakken. Bagiramiyordu bile isyan ederken. Kose basi dilencileri gibi ben burdayim beni farkedin diye sevgi dilenirken. Basi oksanmamis bir cocuk olarak en kuytulara kacarken. Oysa tek hamlede mavi saclarini normal rengine cevirebilirdi ona sicak bakan iki goz olsa. Ya da tum utusuz giysilerini yikayip utulerdi hadi canim sofra hazir diye seslenseydi biri. Onu en cok sevenler terketmeselerdi, gidip baska tenleri sevmeselerdi onun sevdikleri. Yalanlar soylenmeseydi, sozler verilmeseydi, bencillikler olmasaydi, hayat bayram olsaydi...
Mezarlikta hic bilmedigi bir kabrin basinda aglarken yine geciyordu yalnizligi kafasindan. O da gercekten sevilirdi gercekten farkli olsaydi, onem verilirdi. Tum suc gene ondaydi iste...
Bir yazi yazmistim buraya, dedim ya blogumun bir konusu yok ve sanirim o yazim beni motive etti, izninizle icimden geleni aktarmaya devam ediyorum.
Ve simdi parmaklarim ve ruhumun goturdugu spontane hikaye.. Kisaligini mazur gorun, keza biraz uykum var su saat itibariyle :)
MAVI SACLI KIZ
Farkli olmaliydi. Herkesten, herseyden farkli.. Cocuklugundan beri icine islemis bu dusunceye gore hareket etmisti hep. Oynadigi oyunlar farkli, hobileri farkli, sevdigi seyler farkli, hoslandigi adamlar farkli, yapmasi gerektigi is farkli, davranislari farkli, tepkileri farkli... Oyle kanalize olmustu ki, aykiri oldugunu farkedememisti. Soyleseler bile hosuna giderdi; aykiri da eninde sonunda farkli demek degil miydi?
Oysa hayat "ayni" davraniyordu herkese. Sadece bazilari biraz sansliydi. Hayat adil degil diyenler de kader deyip gecenlerdi. Ya hayatin verdigi olanaklari degerlendiremeyecek kadar aptallar veya kendilerine acimaktan kor olanlardi.
Ben oyle degilim dedi. Ben sadece sanssizim ya da belki de herkes cok ayni oldugu icin kendisini gozlerinde ucubelestirmislerdi. Ama daha ne kadar surecekti bu isyan edis, ustelik tek yaptigi kendisini kandirmakken. Bagiramiyordu bile isyan ederken. Kose basi dilencileri gibi ben burdayim beni farkedin diye sevgi dilenirken. Basi oksanmamis bir cocuk olarak en kuytulara kacarken. Oysa tek hamlede mavi saclarini normal rengine cevirebilirdi ona sicak bakan iki goz olsa. Ya da tum utusuz giysilerini yikayip utulerdi hadi canim sofra hazir diye seslenseydi biri. Onu en cok sevenler terketmeselerdi, gidip baska tenleri sevmeselerdi onun sevdikleri. Yalanlar soylenmeseydi, sozler verilmeseydi, bencillikler olmasaydi, hayat bayram olsaydi...
Mezarlikta hic bilmedigi bir kabrin basinda aglarken yine geciyordu yalnizligi kafasindan. O da gercekten sevilirdi gercekten farkli olsaydi, onem verilirdi. Tum suc gene ondaydi iste...
Hi,
YanıtlaSilI was looking at your blog and I like it. I want to invite you to become my blog friend, and if you follow me, I will follow you...
What do you think?
I hope to hear from you soon.
Jesse
Hi Jesse,
YanıtlaSilThanks for your comment but I can certainly guess you don't understand Turkish? :) But though I appreciate that you like my blog :)And sure we can follow each other.
Take careee ;)