Nutella Yiyorum Gozlerim Kapali...
Sunu farkettim; yazilan kose yazilari, denemeler, hikayeler, haberler vs., hepsi genelde icinde bir olumsuzluk barindiriyor. Kose yazisinda hukumeti elestirirken bir olumsuzluk, romanlardaki karanlik olaylar, haberler zaten aleni... Filmlerde de oyle degil mi, hemen hepsinde zaten silah goruyoruz, her gun kullaniyoruz sanki! En romantik komedisinde bile, mutlu sona ulasmak icin bir olumsuzluk illa ki gerekiyor.
He tabi buradan sunu rahatlikla cikartabiliriz ki, her olumsuzlugun sonunda mutlaka olumlu birsey oluyor ve biz eninde sonunda guluyoruz. Tabi simdi pesimistler oradan seslerini yukseltecekler; 'her olumlu olayin sonunda da bir olumsuzluk olmasi demek degil mi bu?' diye... Bu tam da kucukken bize ogretilen hurafeler gibi; 'ay cok gulduk, aglamayalim?'!
Aglamakla gulmek kardes yaratilmis derler. Aslinda guzeli de o degil mi? Bazen gulmekten aglarken buluruz kendimizi. Bazense bir yakinimizin kaybi ve o kadar aglamadan sonra gulumserken. Oyle suclu hissederim ki o an kendimi.. Sanki o kisiye ihanet ediyormusum gibi, sanki gulmek demek onun kaybina uzulmemek demek olacakmis gibi. Oysa bu aslinda hayata karismanin bir belirtisidir. Once goz pinarlari kurur, sonra dudak kaslari belli belirsiz hareket eder. Gulumsemeyi basarirsin ve uzun zaman sonra iste icten kocaman bir kahkaha duyulur artik. O kahkahanin icindedir aslinda kaybedilen de, o da sizin hayatiniza karismistir.
Konuyu da ne kadar dagittim degil mi? Benim bahsedecegim sey bu degildi ki! Bu kadar olumsuz mesaja maruz kaldigimizi anlatiyordum gun icerisinde, hayatin icerisinde. Oyle ki, belki de bundan dolayi olumsuza yoneliyoruz, bileniyoruz. Oysa ben sebepsiz mutluyum son haftalarda (Yazar burada "Ulan mutluyuz dedik, simdi yarin nazar degmesin" diye telaslanmaktadir). Aslinda mutluluk da degil bunun adi. Sadece olumsuzlardan kurtulmakla belki de yukleri attim uzerimden. Nasil yaptigimi bilmiyorum ama cok da bisey yapmadim sanki. Normalde bakarsak uzaktan, benim cok iyi olmamam lazim. Haha ne tuhaf degil mi? Neden? Cunku isle ilgili belirsizlikler var. Ben duzeltmek yanlisi da olsam, hayatimdan cikartmak durumunda kaldigim insanlar var. Kirip tamire gucumun yetemedikleri var. Garip huylariyla beni uzen insanlar var. Trafikte bana yol vermeyenler var. Sozlerini tutmayan insanlar var. Yetismeyen isler var. Sizi anladigini sandiginiz ama sonra dank diye aranizdaki mesafeyi farkettikleriniz var. Bazen istedigimiz gibi gitmeyen bir hayat var. Hep oluyor, olacak da.
Tam olarak ne yaptim bilmiyorum ama karsima ciktiklarinda sikamadim canimi. Belki hepsine zamaninda munferit olarak uzuldugumdendir. Cunku her olayin ve duygunun hakkini vermekten yana olan biri olarak, o duruma "yeteri kadar" uzulmek taraftariyimdir. Genelde bu durum, yeterliyi asip fazlayi bulur gerci ama sonra da kendiliginden kisa zamanda geciverir. O cok uzuldugum seye yabanci gibi bakarim, buna bu kadar uzulmus muyum ben diye. Her neyse... Iste belki de bu zamaninda mutluluk gibi uzuntuyu de ertelemeyip yasamalar yuzunden simdi deyim yerindeyse, kesse de acimiyor. Ama baska bir nedeni de umut...
Hayatin genelinde umutluyuz belki tamam.. Sayisali kazanacak miyiz, bir gun Corvette arabamiz olacak mi, kendi holdingimin patronu olacak miyim, Brad Pitt kocam olacak mi.. Hani diyorum umudu boyle tanimlamasak? Ya da eger bunlara umut ya da hayal diyorsak eger, bunlari da biraz kucuk lokmalarla yesek? Aykut Ogut, Evrenden Torpilim Var kitabinda diyordu. A'dan Z'ye gitmek icin hedef koyarsaniz yorulur, birakirsiniz. Ancak A'dan D'ye sevkle gidersiniz diye.
Umudu da hayatinizin, gununuzun icine yayarak icsellestirmelisiniz belki de. O yukarda bahsettigim, kesin kotu birsey olacak hissinizi ekarte edip, guzel seylerin olacagini bilerek yasamalisiniz. Iste dedim ya, sonucta her kotu seyin sonucunda illa ki guzel birsey oluyor. Amaaaaa, bazen de ustuste geliyor degil mi? Ama ne zamanlar? Hani siz aceleyle bir yere yetismeye calisirken bulunmayan corap esleri, kacan coraplar, durakta kalmayan taksiler, hic olmayacak yollarda olan kazi calismalari oldugu zamanlar. Gitgide artan olumsuzluk hissiyle bogaziniza kadar battiginiz zaman, olmayacak mi acaba diye endiseye boguldugunuz zaman. Peki ne zaman trafik acilir? Soyleyeyim; siz artik olumsuzlamayi biraktiginiz zaman. Yani artik nasilsa yetisemem dediginiz, rahatladiginiz zaman. Cunku artik daha dibi kalmamistir. Yetisemeyeceginize dair en olumsuz duygulari yasamissinizdir. Ve daha fazlasi kalmayinca, artik yuzeye cikip hava alma vaktiniz gelmistir.
Iste o yuzden, acilari yeterince yasamak yanlisiyim. Kucuk ya da buyuk bir olay, farketmez. Dibe dalmadan yuzeyden gecen herseyde, daha inilecek dip olma ihtimali vardir. Oysa trafikte yol vermeyen adama 2 saniyelik kizmanin da, sevgiliden ayrildiktan sonra tutulan 3 aylik yasin da hakkini vermek gerekir, uzatmadan. Cunku bilirsiniz ki bu sehrin trafiginde boyledir, daha fazla kizmazsiniz. Cunku bilirsiniz ki, baska birini yine seveceksinizdir, tipki daha once sevdiginiz gibi...
Ayni seyi mutluluklara da uygulayacagiz elbette... Cok gulduk, aglamayalim dedigimizde baslatiyoruz telasi cunku. Aglamak icin hazirliyoruz sanki o bazi. Oysa ortada sadece gulunecek sey var ve ya aglarsak huzursuzlugunu yaratan yine biziz. Sonucta Nutella yerken, aldigin kalorileri dusunup onu zehir etmenin bir alemi de yok degil mi? :)
O zaman, sirtimizdaki yukleri kendimize surekli hatirlatmak yerine, o yuklerin kalkacagi zamani dusunmek daha keyifli degil mi? Kahretsin yagmur yagiyor demek yerine, yagmurun sesini dinlemek daha keyifli degil mi? Bir insanla olan probleminizden kacmak yerine, onunla uzlasip cozmek daha huzur verici degil mi? Hic durmayacakmis gibi yagan tipinin ardindan acan gunes daha umut verici degil mi? (Kar falan toplamiyor, sizi kandirmislar ;) )
Hayatin da her aninda umut var. Zaten umut da dogada gizli. Hepsi, umut veren mesajlar bilesimi. Hani su uyaninca merhaba kuslar, merhaba agaclar diyen delilerden sanmayin beni. Bilakis oldukca meymenetsiz uyanirim :) Ama yukaridan size goz kirpan yildizlar, tepenizde yolunuzu aydinlatan dolunay, size sarkilar soyleyen agac yapraklari, mesajlar veren bulutlari bir dusunun.... Daha ne olsun ki size olumlu mesajlar veren? Belki yolunda gitmeyen isleri, egolarimizla beraber onlarin eline birakmali, hergun aldigimiz onlarca olumsuz mesajdan siyrilip, doganin verdigi pozitif mesajlari toplamaliyiz. Geldigimiz topragin, elektrigimizi almasina izin vermeliyiz. Zaten ondan degil midir dogaya kavusunca huzura ermemiz? Belki de gunluk hayatimizda da doganin mucizelerini farkemeli, ise baslarken once masadaki cicegimizi oksamaliyiz. Hatta belki biz de ona karsilik vermeliyiz! Kollarimizi ruzgara acip, denizin verdigi huzurla, belki yildizlara biz de goz kirpmaliyiz. ;)
He tabi buradan sunu rahatlikla cikartabiliriz ki, her olumsuzlugun sonunda mutlaka olumlu birsey oluyor ve biz eninde sonunda guluyoruz. Tabi simdi pesimistler oradan seslerini yukseltecekler; 'her olumlu olayin sonunda da bir olumsuzluk olmasi demek degil mi bu?' diye... Bu tam da kucukken bize ogretilen hurafeler gibi; 'ay cok gulduk, aglamayalim?'!
Aglamakla gulmek kardes yaratilmis derler. Aslinda guzeli de o degil mi? Bazen gulmekten aglarken buluruz kendimizi. Bazense bir yakinimizin kaybi ve o kadar aglamadan sonra gulumserken. Oyle suclu hissederim ki o an kendimi.. Sanki o kisiye ihanet ediyormusum gibi, sanki gulmek demek onun kaybina uzulmemek demek olacakmis gibi. Oysa bu aslinda hayata karismanin bir belirtisidir. Once goz pinarlari kurur, sonra dudak kaslari belli belirsiz hareket eder. Gulumsemeyi basarirsin ve uzun zaman sonra iste icten kocaman bir kahkaha duyulur artik. O kahkahanin icindedir aslinda kaybedilen de, o da sizin hayatiniza karismistir.
Konuyu da ne kadar dagittim degil mi? Benim bahsedecegim sey bu degildi ki! Bu kadar olumsuz mesaja maruz kaldigimizi anlatiyordum gun icerisinde, hayatin icerisinde. Oyle ki, belki de bundan dolayi olumsuza yoneliyoruz, bileniyoruz. Oysa ben sebepsiz mutluyum son haftalarda (Yazar burada "Ulan mutluyuz dedik, simdi yarin nazar degmesin" diye telaslanmaktadir). Aslinda mutluluk da degil bunun adi. Sadece olumsuzlardan kurtulmakla belki de yukleri attim uzerimden. Nasil yaptigimi bilmiyorum ama cok da bisey yapmadim sanki. Normalde bakarsak uzaktan, benim cok iyi olmamam lazim. Haha ne tuhaf degil mi? Neden? Cunku isle ilgili belirsizlikler var. Ben duzeltmek yanlisi da olsam, hayatimdan cikartmak durumunda kaldigim insanlar var. Kirip tamire gucumun yetemedikleri var. Garip huylariyla beni uzen insanlar var. Trafikte bana yol vermeyenler var. Sozlerini tutmayan insanlar var. Yetismeyen isler var. Sizi anladigini sandiginiz ama sonra dank diye aranizdaki mesafeyi farkettikleriniz var. Bazen istedigimiz gibi gitmeyen bir hayat var. Hep oluyor, olacak da.
Tam olarak ne yaptim bilmiyorum ama karsima ciktiklarinda sikamadim canimi. Belki hepsine zamaninda munferit olarak uzuldugumdendir. Cunku her olayin ve duygunun hakkini vermekten yana olan biri olarak, o duruma "yeteri kadar" uzulmek taraftariyimdir. Genelde bu durum, yeterliyi asip fazlayi bulur gerci ama sonra da kendiliginden kisa zamanda geciverir. O cok uzuldugum seye yabanci gibi bakarim, buna bu kadar uzulmus muyum ben diye. Her neyse... Iste belki de bu zamaninda mutluluk gibi uzuntuyu de ertelemeyip yasamalar yuzunden simdi deyim yerindeyse, kesse de acimiyor. Ama baska bir nedeni de umut...
Hayatin genelinde umutluyuz belki tamam.. Sayisali kazanacak miyiz, bir gun Corvette arabamiz olacak mi, kendi holdingimin patronu olacak miyim, Brad Pitt kocam olacak mi.. Hani diyorum umudu boyle tanimlamasak? Ya da eger bunlara umut ya da hayal diyorsak eger, bunlari da biraz kucuk lokmalarla yesek? Aykut Ogut, Evrenden Torpilim Var kitabinda diyordu. A'dan Z'ye gitmek icin hedef koyarsaniz yorulur, birakirsiniz. Ancak A'dan D'ye sevkle gidersiniz diye.
Umudu da hayatinizin, gununuzun icine yayarak icsellestirmelisiniz belki de. O yukarda bahsettigim, kesin kotu birsey olacak hissinizi ekarte edip, guzel seylerin olacagini bilerek yasamalisiniz. Iste dedim ya, sonucta her kotu seyin sonucunda illa ki guzel birsey oluyor. Amaaaaa, bazen de ustuste geliyor degil mi? Ama ne zamanlar? Hani siz aceleyle bir yere yetismeye calisirken bulunmayan corap esleri, kacan coraplar, durakta kalmayan taksiler, hic olmayacak yollarda olan kazi calismalari oldugu zamanlar. Gitgide artan olumsuzluk hissiyle bogaziniza kadar battiginiz zaman, olmayacak mi acaba diye endiseye boguldugunuz zaman. Peki ne zaman trafik acilir? Soyleyeyim; siz artik olumsuzlamayi biraktiginiz zaman. Yani artik nasilsa yetisemem dediginiz, rahatladiginiz zaman. Cunku artik daha dibi kalmamistir. Yetisemeyeceginize dair en olumsuz duygulari yasamissinizdir. Ve daha fazlasi kalmayinca, artik yuzeye cikip hava alma vaktiniz gelmistir.
Iste o yuzden, acilari yeterince yasamak yanlisiyim. Kucuk ya da buyuk bir olay, farketmez. Dibe dalmadan yuzeyden gecen herseyde, daha inilecek dip olma ihtimali vardir. Oysa trafikte yol vermeyen adama 2 saniyelik kizmanin da, sevgiliden ayrildiktan sonra tutulan 3 aylik yasin da hakkini vermek gerekir, uzatmadan. Cunku bilirsiniz ki bu sehrin trafiginde boyledir, daha fazla kizmazsiniz. Cunku bilirsiniz ki, baska birini yine seveceksinizdir, tipki daha once sevdiginiz gibi...
Ayni seyi mutluluklara da uygulayacagiz elbette... Cok gulduk, aglamayalim dedigimizde baslatiyoruz telasi cunku. Aglamak icin hazirliyoruz sanki o bazi. Oysa ortada sadece gulunecek sey var ve ya aglarsak huzursuzlugunu yaratan yine biziz. Sonucta Nutella yerken, aldigin kalorileri dusunup onu zehir etmenin bir alemi de yok degil mi? :)
O zaman, sirtimizdaki yukleri kendimize surekli hatirlatmak yerine, o yuklerin kalkacagi zamani dusunmek daha keyifli degil mi? Kahretsin yagmur yagiyor demek yerine, yagmurun sesini dinlemek daha keyifli degil mi? Bir insanla olan probleminizden kacmak yerine, onunla uzlasip cozmek daha huzur verici degil mi? Hic durmayacakmis gibi yagan tipinin ardindan acan gunes daha umut verici degil mi? (Kar falan toplamiyor, sizi kandirmislar ;) )
Hayatin da her aninda umut var. Zaten umut da dogada gizli. Hepsi, umut veren mesajlar bilesimi. Hani su uyaninca merhaba kuslar, merhaba agaclar diyen delilerden sanmayin beni. Bilakis oldukca meymenetsiz uyanirim :) Ama yukaridan size goz kirpan yildizlar, tepenizde yolunuzu aydinlatan dolunay, size sarkilar soyleyen agac yapraklari, mesajlar veren bulutlari bir dusunun.... Daha ne olsun ki size olumlu mesajlar veren? Belki yolunda gitmeyen isleri, egolarimizla beraber onlarin eline birakmali, hergun aldigimiz onlarca olumsuz mesajdan siyrilip, doganin verdigi pozitif mesajlari toplamaliyiz. Geldigimiz topragin, elektrigimizi almasina izin vermeliyiz. Zaten ondan degil midir dogaya kavusunca huzura ermemiz? Belki de gunluk hayatimizda da doganin mucizelerini farkemeli, ise baslarken once masadaki cicegimizi oksamaliyiz. Hatta belki biz de ona karsilik vermeliyiz! Kollarimizi ruzgara acip, denizin verdigi huzurla, belki yildizlara biz de goz kirpmaliyiz. ;)
Yorumlar
Yorum Gönder