Ya yarin olursen?

Hic planli baslamiyorum bu yazima.. Aslinda genelde oyle baslamam zaten ama en azindan aklimda birsey olur. Simdi ise birsey yok, cok sey var birbirinden bagimsiz, ortaya dagilmis, bazilarinin ustu tozlanmis, bazilari bozulmus, bazilari taze ama kurtlu bir elma gibi. Simdi harflerimi toparlayabildigim kadarinca yazacagim.

Insaniz ya biz hani, su dunyadaki en akilli varliklariz izledigim belgesellere gore. Ama bence en aptali da biziz. Bu dunyayi da, dogayi da, karsilastigimiz insanlari da, barisi da, aski da tarumar eden yine bizleriz. Hele ki para kazanma gudusunun zirve yaptigi, en komunistimizin bile dibine kadar kapitalist yasadigi -yasamak zorunda kaldigi- bu hayatta oyle bir tuketmeye programlanmisiz ki, onumuze ne gelirse bir hortum gibi mahvetmeye alismisiz. Ve daha da kotusu, arkamiza bakmadan, neleri kirip neleri mahvettigimizi anlamadan devam ediyoruz, belki de devam ettigimizi saniyoruz.

Diyorlar ki her aldigimiz yeni bir sey, dunyanin baska bir yerinde bir kisinin fakirlesmesini sagliyor. Umurumuzda mi? Her dusuncesiz hareketimiz birilerinin kirilmasini sagliyor. Umurumuzda mi? Her kirdigimiz bardak, birilerinin ayagini kanatiyor. Umurumuzda mi?

Peki bu bizim sucumuz mu? Kismen.
Bilinc duzeylerimiz, algimiz sinirli cunku. Kucuklukten itibaren bencil olmaya programlanmis, oyuncaklarini paylasmayan, bahcede bile dogru duzgun sek sek oynamamis cocuklar olarak simdi neyi kimle paylasabiliriz ki? Hep bir yaris icerisinde buyutulduk, en yakin arkadasimizla bile... Sonra sinavlar, kiyaslamalar, en iyi olmak icin zorlamalar, asiri beklentiler... Ve sonra para kazanma, duzgun bir is bulma. Ve zaten toplumun genel memur zihniyetinde ilerleme. Kendine bir es secme, mumkunse mantik evliligi, sonra cocuk, calis calis, calis... Isini sevip sevmemen onemli degil, cunku yasamak icin para kazanmak zorundasin. Bir yilda sadece iki hafta tatil yapabilmek icin, tum sevdiklerinden uzakta saatlerce calis. Hatta onlari ihmal et, cunku daha cok para kazanmak zorundasin. Daha erdemliler icin o parayi hak etmek zorundasin. Bu kadar stres arasinda disarida yedigin yemekler, arkadaslarinla, sevgilinle, esinle gecirdigin birkac gun ise odul gibi gelsin sana... Tam tersi olmasi gerekirken. Ve gercekten yaslanana kadar calis. Belki vucudundan once yaslanmasina izin verdigin ruhunla beraber. Ve emeklilik zamani, tabi eger tum bu kargasada o kadar yasayabilmissen. Hep sakin ve huzurlu bir yere gitme hayali kur ve ancak yurumeye bile zorlandiginda bunu hak et. Ve en onemlisi de, tum bunlar aslinda olmasi gerekenmis, dogru olan buymus gibi yasa. Iste burada devreye giriyor algimizin yuksekligi, farkindaligimiz. Iste burada fark yaratiyoruz ya da tamamen siradanlasiyoruz. Elbette calisacagiz, elbette yaslanacagiz ama en yakinlarimizi, en sevdiklerimizi ihmal edip kiracak kadar mi olmali bu? Ya da kendi psikolojimizi bozana kadar mi? Sevmedigimiz isleri baskalarina kafa sallayip yaparak mi?

Iste alginin yuksekligi burada. Sadece calismakta degil ki, genel hayatimizda olan seyleri kacirmadan tadini cikardiklarimizda. Kafamizi kaldirip gokyuzune bakmayi hatirlamakta, yagmur yagarken islanicam simdi tedirginligi yerine, yuzumuze vuran yagmur damlalarinin bize yasadigimizi hatirlatmasinda, sevdigimizin yuzunu guldurmekte, birine bir iyilik yapmakta, cicekleri sulayip onlarla konusmakta, birine yemek yapmakta, zamani unutup cimlerde yatmakta, sevismekte, dokunmakta, inanmakta, aglamakta....

Bunlarin cogunu yapiyoruz degil mi? Ne var ki, suclu hissetmeye gerek yok! Hayir, hepimiz yaniliyoruz. Bunlari arta kalan zamanlarda yapiyoruz. Bazilarinin degerini bilmeden, kendimize soyle bir yukaridan bakmadan, o anlarda gozlerimizin ne kadar parildadigini farketmeden. Oncelikli olan seyler var, hayatla mucadele etmek gerek. Peki tum bunlarin bizi ne kadar bencillestirdiginin farkinda miyiz?

Ailemizi bile ihmal ediyoruz, en yakin arkadasimizla bulusamiyoruz cunku fazla mesai yapmamiz gerek. Sevgilimizi o gun goremiyoruz cunku nasilsa diger gun goruruz, simdi yetistirilmesi gereken isler var. Tatile istedigimiz hafta cikamiyoruz, cunku o projenin yetismesi gerekiyor. Peki yasanacak guzel seylerle degistigimiz bu mu? Yasayacagimiz guzel anilari bu yuzden mi kaybediyoruz? Ama hayat boyle degil mi, bunu biz secmedik, oyle olmasi gerekiyor. Gercekten kendimizi boyle kandirabiliyor muyuz?

Ve sonra gitgide asik suratli insanlara donusuyoruz. Gunaydin demeye usenen, birisi kapiyi tutunca tesekkuru azap goren, kasiyerin gozune bakmayan, insanlarin gozlerindeki hikayeleri okuyamayan... Konusma tarzimiz da degisiyor, sertlesiyor. Karsimizdakini kirmak siradan bir ise donusuveriyor. Oysa hepimiz biliyoruz guzelce soylemesini, tatli dilin yilani deliginden cikardigini. Ama neden ugrasalim ki? Hayat hepimize zalim, o zaman bizim de zalim olmamiz da gayet guzel bir mazeret halini aliyor.

Sadece bu dongu mu bizi boyle duyarsiz yapan. Hayir. Yasanan tum acilar da bizi gitgide uyusturuyor. Eski sevgilinin apansiz gidisi, aileden birinin ani olumu, en yakin arkadastan yenilen bir kazik, size de yapilan bencillikler... Hepsi bilincaltinda guclendirirken hepimizi, bir yandan da aci esigimizi yukseltiyor. Aci esigimiz yukseldikce baskalarina aci vermekte de zorlanmamaya basliyoruz, tam tersi bu acilari hatirlayip daha naif olmamiz gerekirken. Bizim oyuncagimizi kirdiklari icin, biz de baskasinin oyuncagini kirmayi kendimize hak goruyoruz. Cunku unutmusuz... Baska bir oyuncak hediye ettigimizde gozleri parlayan o cocugu, sacini oksadigimizda kucagimizda kivrilan sevgilinin memnun yuzunu, yardimina kostugumuz arkadasimizin gulen gozlerini, aglayan birine iki guzel laf ettigimizde durulan gozyaslarini... Unutmusuz birini mutlu etmenin aslinda bizi ne kadar mutlu ettigini. Saniyoruz ki kendi isteklerimiz olunca mutlu olacagiz, saniyoruz ki sikintilardan kactikca daha memnun olacagiz, saniyoruz ki en onemli biziz ve dunya bizim etrafimizda donuyor, hala bu aldanma icerisinde yasiyoruz. Artik bu suregelenin adina yasam diyebiliyorsaniz.

Ben bunu secmek istemiyorum. Hala umudum var. Hemen her insan iyi ama kotu yanini cikartan cok. Fakat yine de iyi yanini cikartmak isteyenlerle tanisirim mutlaka diyorum. Benim ruhuma dokunan birden fazla kisi mutlaka cikar. Belki ben de bencilliklerine gomulmus insanlarin kabuklarindan cikmalarina yardimci olurum. Belki cektikleri acilari benim huzunlu gozlerimin samimiyetine dayanarak hafifletirler. Belki bu sacma dongude birilerine nefes olurum. Ve umarim onlar da bana olur. Cunku bunu tek basima yapamam.

Hepimiz sosyal varliklariz ve birbirimize ihtiyacimiz var. Benim hala insanlara guvenmeye ihtiyacim var. Insanlarinin dediklerine inanmaya ihtiyacim var. Kirdigim kalpleri tamir etmeye ihtiyacim var. Benim kirilan kalbimin, uzaklara kacan ruhumun oksanmasina ihtiyacim var. Tek basima bir kisimini yapabiliyorum elbet. Ne de olsa bu dunyada hepimiz yalniziz mottosunu kabullenmeye calisan biriyim. Ancak hepimizin oldugu gibi hesapsizca, kalkanlarimizi indirerek, bu monoton yasam dongusunden siyrilarak, belki de biraz safca, tipki anne sevgisi gibi sevilmeye ihtiyacim var. Ben diyorum ama aslinda hepimizin ihtiyaci bu. Cunku huzur ve mutlulugu ariyoruz hepimiz. Ve bunu bulacagimiz yer de baskalarini bazen kendimizden cok onemsemekte. Lafta hepimiz iyi niyetimizden kaybederiz gerci. Hepimiz birbirimizi bu kadar onemseseydik de karsidan bizim bu iyi niyetlerimizi kullanan biri cikmazdi. Belki biraz fazla utopik degil mi? Ama boyle insanlari hayatimiza almak zaten amac.

Iste bu monoton dongude yasiyoruz hepimiz. Yarin da yasayacagimizdan eminmisiz gibi. Daha da onemlisi, hayatimizdaki insanlar yarin hayatta olacaklarmis gibi. Yarin olecekmis gibi davran lafini sevmiyorum ama belki hayatimizdakiler yarin olecekmis gibi yasayabilseydik, o zaman vicdanimizin ne ise yaradigini gorebilirdik. En ufacik bir selami, bir gulucugu, iki tatli sozu ve anlayisli olmayi, verdigimiz sozleri tutmayi hayatimizdan eksik etmezdik.

Benim de koruma kalkanlarim var ama sanirim benimkiler plastikten. Cunku bir sicaklik gorunce aninda eriyor. Ve ne kadar zararini gorduysem, bir o kadar da yararini gorecegimden eminim. Benim acilarim beni zalim yapamiyor, izin vermemeye cabaliyorum. Onlar sadece benim algimi yukseltti ve bir yandan beni yorarken daha cok mucadele ediyorum, bir yandan guvenmekten korkarken daha cok seviyorum, kirdiklarimi tamir etmeye calisiyor ve daha cok yasiyorum. Her duyguyu hakkiyla. Cunku yarin hayatta olacak miyim ya da siz olacak misiniz bilemiyorum... Hicbir sey icin gec olmamali...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Can’sız Bir Sene

Gidememek

Kahraman