So Ve Ra To


Burasi cok baskaydi, bambaskaydi. Icinde yeni bir yer gormenin guzelligi disinda aile, insanlik, samimiyet, ask vardi. Turist olsaniz belki hic ugrama sansinizin olmayacagi, turist olarak gitseniz deniz ve gece keyfinden baska bir sey cikaramayacaginiz bu yer nedense hep evim olmus havasi yaratti bende. Bir nevi Artur'um oldu...

24 Temmuz'da daha berbat kosullarda olamayacak bir tren yolculuguyla basladi. Milano'dan 12 saatlik bir yolculuk ve ucuz diye sevindigimiz tren biletlerinin klimasi bile olmayan 6 kisilik bir kompartmanda olmasiyla biraz daha uzamisti sanki ama moraller hic bozulmadi. Guneye indikce tren camindan yuzumuze carpan bol oksijenli havayi solumak kapali gozlerimizle bizleri mest etti. Uyumasak da yeni bir yere yapilan yolculuk heyecani tum kotu kosullari bertaraf etmisti bile.

Giorgio, Buse ve ben Giorgio'nun memleketi ve ayni zamanda ailesinin yasadigi Calabria bolgesinde, Catanzaro diye gecen ilindeki Soverato'ya iste boyle geldik. Fratello(erkek kardes) dedigim Giorgio'nun kibar daveti ile bir aile saadetine dogru yola ciktik. Istasyonda baba Cesare karsiladi bizi. Evde de guzel ve tam bir anne olan samimi Eva. Bu yazlik beldedeki, bu guzelim 3 katli evde gececek 1 haftamiz icin buradaydik iste. Kocaman bahcedeki meyve agaclarini tek tek gosterdi Cesare. Sonra hemen Turk kahvesi denettirilip hatta fal bile bakildi evin annesine. O gun Bikini Beach'e gittigimizde tanistik Giorgo'nun bazi arkadaslariyla. Sonra aksam herkesin toplandigi belli basli iki cafe bara da ugradik. O zaman da Gio'nun bir diger cocukluk arkadasi Simone ile ve kuzen Ricardo ile tanistik. Bu cok seker insanlar tum guney samimiyetleriyle bizlere cok ihtimam gosterdiler. Tipki evin sahipleri gibi. Cok iyi arkadas olduk onlarla.



Bir hafta icerisinde Buse'nin dogum gunu icin yaptigimiz Turk yemekleri gecesi, cocuklarla Simone'nin guzelim evinde toplanip tavuk gogsu tattirdigimiz aksam, tek ingilizce konusabilen kisi olan Pietro'yla deniz yataginda saatlerce sohbet edisimiz, evimizdeki hamakta keyifle oturup birbirimize satasmamiz, Ricardo, Simone ve Pietro'ya Turk kahvesini ilk denettigimizdeki yuz ifadeleri, aksam yemeginde kizlarin da bize katildigi restoranda guzelim pizzalar, sahildeki keyifli klupler-Glauco, Ricardo ve Simone'nin alisveris icin bize katlanmalari, Gio'nun cok bilmis Turkce konusmalari, Pietro'nun denettirdigi Nyanya denilen nutellali corek, Bar Onda'da tum arkadas grubuyla sohbetlerimiz, bahcedeki agaclardan koparip yedigimiz meyveler, Eva'nin yaptigi belly dance, Gio'nun 94 yasindaki minik, sirin mi sirin anneannesini ziyaretimiz, yillar sonra adim attigim lunapark, giderken aglayisimiz... Hepsi silinmez anilar olarak kaldi.

Guney Italya insani gercekten bizler gibi, evimizden farkli hissetmedigimizden belli hersey..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Can’sız Bir Sene

Gidememek

Kahraman